Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler
 
Özel Arama

Geri Dön   Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe - Sosyoloji

Felsefe - Sosyoloji Felsefe,Sosyoloji

 
 

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 01-29-2007, 05:52   #1
CaNDy'S
Misafir
 
Mesajlar: n/a
Tanımlı İnsan düşmanından nasıl yarar sağlar?


İnsan düşmanından nasıl yarar sağlar?

Ahmaklar dostluklarını bozar, oysa sağduyu sahibi olanlar düşmanlıkları bile kazanca çevirmeyi bilir

Düşmanı(1) olmayan bir siyasal yönetim var mıdır? Siyasal yönetim, tükenmez bir kin ve düşmanlık kaynağı değil midir?
Yöneticilerin rakiplerinin kıskançlığına, çekemezliğe ve rekabete, yani düşmanlıktan yana zengin bütün tutkulara maruz kalmadığı bir yönetim görülmüş müdür? Engellendiğinde, yöneticisine karşı kırıcı ve yok edici duygular beslememiş çalışan var mıdır? Tedavi ettiğimiz hasta istediği ilacı, onun zarar görmemesi için yazmadığımızda bize saldırmaz mi? Zaman zaman en sevdiklerimizin düşmanca duygularıyla karşılaştığımız olur. Kırıcı, yok edici duygular istediği oyuncağı almadığımız çocuğumuzdan, bencilliğinin kuysundaki karanlıktan yanı başınızdaki sevgili eşini göremeyen kocalarımıza, karılarımıza kadar herkesi zaman zaman ele geçirir.

Bu düşmanlıklardan yarar sağlamak ise bilge bir kişinin başarısıdır.
Mademki düşmansız olmak mümkün değil, düşmandan yarar sağlamayı bilmeli!

İlk insanlar, kendilerinkinden farklı bir türden yabani yaratıkların pençelerine düşmemekle yetiniyordu, yırtıcı hayvanlara karşı verdikleri mücadelenin amacı da buydu. Sonra onların çocuklar yabani hayvanlardan yararlanmayı öğrendi: Zaten, etlerini beslenmek, postlarını giyinmek, derilerini silahlanmak için kullandıklarında hiç mi yarar sağlamıyorlardı? Çiftçi her ağacı verimli kılamaz, avcı karşısına çıkan ilk hayvani evcilleştiremez; bu yüzden yarar sağlamanın başka yollarını aramışlardır; birincisi bitkilerin verimsizliğinden, ikincisi hayvanların yabanilliğindan yararlanmışlardır. Deniz suyu içilmez, tadı kötüdür, ama balıklara can verir, her yöne yolculuk yapılabilmesine elverişlidir, kendisini kullananlar için hem bir ulaşım yoludur hem de bir taşıttır. Ateş dokunulursa yakar ama, ısı ve ışık verir.

Ahmaklar dostluklarını bozar, oysa sağduyu sahibi olanlar düşmanlıkları bile kazanca çevirmeyi bilir.


Mademki düşmanlarımız merakla eylemlerimizi izliyor, mutlaka kendi kendimize göz kulak olmamız gerekir
Ve bu dikkatlilik yavaş yavaş bir erdem alışkanlığına dönüşür. Rekabet, ahlaksal bir çabadır.

Düşmanlığın en zarar verici yönü eğer dikkat edilirse, en kazançlısı haline gelebilir. Düşmanın, senin bütün eylemlerini dikkatle izleyecek şekilde ayarlar kendini hep; en küçük bir zayıf noktanı kollar, yaşamının çevresinde pusuda bekler. Gözlerini senden ayırmaz. Bakışları, senin ne yapacağını elinden geldiğince keşfetmek, kararlarını eşeleyip bulmak için dostunun, yardımcının, yakınlık kuracağın herkesin üzerindedir. Hasım, özellikle hatalara dikkat eder, onların izini sürer. Nasıl akbabalar, çürüyen leşlerin kokusuyla iştahı kabarır ama bu kuşlar sapasağlam bedenlerin kokusunu duymazlar ise tıpkı bunun gibi, yaşamımızın hastalıklı, bozuk, kirli yönleri de düşmanımızı çeker.

Gerçekte, bize karşı tiksinti duyanlar yaşamımızın o yönlerini hızla kuşatır, saldırıp ele geçirir ve paramparça ederler. Yararlı bir şey midir bu? Evet, hiç kuşku yok. Bu, insanı tetikte yaşamaya, kendini gözlemlemeye, düşüncesizce ve gelişigüzel hiçbir şey söylememeye zorunlu kılar. Tıpkı çok sıkı bir perhiz yapar gibi, insan yaşamını olası bir eleştiriden uzak tutmaya çalışır sürekli.

Ruhun tutkularını dizginleyen ve aklın yolundan sapmalara gem vuran bu sakınımlı davranış, erdemli ve kusursuz bir biçimde yaşama kaygısı isteği uyandırır. Birtakım düşmanlıklar yüzünden kanaatkar bir yaşam sürdürmek, rahatlık ve bolluğu reddetmek, her eylemlerine yararlı bir amaç saptamak zorunda kalan insanlar, farkında olmadan bir şaşmazlık, yanılmazlık yoluna itilirler. Mantık da biraz işe karıştığında, alışkanlıkları örnek alınacak bir düzenlilik kazanır. Sonuç olarak , düşmanının hem davranış hem de şöhret açısından bir rakip olduğunu bilen kişi kendisine daha çok dikkat ediyor, hareketlerinin sonucuna daha ihtiyatlı ve ölçülü bakıyor. Kötülüğün bir özelliği de, hatalı davranıldığında dostlardan çok düşmanlardan utanılmasıdır.


Düşmanlarımızın kıskançlığı bizim ihmalkarlığımızı dengeler

Üstelik ahlak bakımından tam bir olgunluğa erişerek düşmanımızı kedere boğar, yararlı bir öç alırız.
Düşmanıma karşı kendimi nasıl savunacağım? Kendimi erdemli kılarak. Konuşmalarında hakkaniyet, sağduyu, nezaket, dürüstlük, davranış ve hareketlerinde doğruluk ve edep göstererek.

"Yüreğinde dev yollar açarak,
Soylu amaçların büyümesi için."
"Kötüden farklı ol, sana bağlı bu."

Sana diş bileyeni küçük düşürmek mi istiyorsun? Ona eşcinsel, kokuşmuş soytarı, ya da pinti deme; ama gerçekten insan gibi hareket et, ölçülü ol, doğruyu söyle, karşılaştığın kişilere insanca ve adaletli davran. Ama kesinlikle hakaret edecek duruma geldiğini düşünüyorsan, o kişiye yüklediğin olumsuzluklardan mümkün olduğunca uzaklaş. Ruhunun derinliklerini araştır, zayıflıklarını gözden geçir. İçinde kim bilir nerede gizli kalmış bir kusurun yüzünden sana tragedya şairinin şu dizesinin fısıldanmasını istemiyorsan eğer;

"Başkalarını iyileştirmek istiyorsun, oysa kendin yaralarla dolmuşsun!"

Cahil mi diyorsun o kişiye? Kendi çalışma coşkunu ve bilim öğrenme hevesini artır. Korkak mı diyorsun? Kendi gözü pekliğini ve yiğitliğini tazele. Şehvet düşkünü ve kokuşmuş mu diyorsun? Ruhundan, gizlice saklamış olabileceğine her türlü şehvet eğilimini sil. Çünkü hiç bir şey başkalarında eleştirdiğimiz bir ayıbın kendi üzerimize düşmesini görmekten daha utanç verici, daha küçültücü olamaz. Zayıf gözler ışığın yansımasından daha çabuk incinir sanki. Suçlayanlar da gerçeğin kendi üzerlerine yıktığı suçlamalardan incinir. Kuzey rüzgarı nasıl bulutları toplarsa, çirkin bir davranış da haklı eleştirileri kendine çeker.

Kendimizdeki aksaklıkları başkalarına yüklemeyelim hiç

Platon, ahlakı bozulmuş kişiler arasında bulunduğu her sefer, yanlarından ayrılırken şöyle demeyi alışkanlık alışkanlık haline getirmişti: "Acaba ben de onların hemcinslerinden biri değil miyim?’’ Eğer, bir başkasının tutumunu kınadıktan sonra, insan hemen kendi tutumunu inceler ve davranışlarını, karşıt bir açı ve yön vererek, düzeltirse, kırıcı sözlerin meyvesini toplayacaktır.Yoksa bütün o kınamalar yararsızmış ve boşunaymış gibi görünürler. Aslında öyledir de.

Halk, genellikle bir kelin ya da kamburun bir başkasının biçimsizliğiyle alay ettiğini görerek güler. Kendi aleyhimize dönebilecek bir eleştiriyi başkalarına yöneltmek son derece gülünçtür. Birisinin kusurlarını yüzüne söylemek için zeki bir insan olmak, yüksek sesle ve etkili bir ses tonuyla konuşmak yetmez. İnsanın kendisinin her türlü suçlama ve eleştiriden uzak olması gerekir. "Kendini bil" diye , hoşuna giden her şeyi söylerse hoşlanmadığı şeyleri işitmek zorunda kalan insanlara söylenir . Boş gevezeliklerinde kendilerine hakim olmayı beceremediklerinden bir başkası için seve seve kullandıkları dili, istemeyerek de olsa kendileri için de kullanırlar.

Başkalarının eleştirilerini nasıl karşılamak gerekir?

İnsanin kendini koruması için samimi dostlara ve ateşli düşmanlara gereksinimi vardır. Birinciler görüşleriyle, ikinciler de eleştirileriyle bizi kötülüklerden uzaklaştırır. Ama madem ki günümüzde açık yüreklilikle konuşmak söz konusu olduğunda dostlar pek sesini çıkarmıyor, dalkavuklukta ağzı kalabalık davranıp da öğütlere gelince suskun kalıyor, o zaman gerçeği düşmanlarımızın ağzından duymamız gerekiyor. Dostlarının olumlu görüşlerinden yararlanamayanlar, bütün güçleri ile, bir düşmanın etkilerini eleştirilerini sabırla dinlemeli; o düşmanın kötü niyetinden çok kendilerine yaptığı gerçek hizmete önem vermelidir.

Adamın biri Tesalyalı Prometheus'u öldürmek istiyordu. Kılıcıyla vurunca bir çıbanı yardı, böylece bir apseyi boşaltarak onun iyileşmesini sağladı. Öfke ya da husumetle söylenmiş bir dedikodunun etkisi de çoğunlukla budur: Varlığından şüphelendiğimiz ve ihmal ettiğimiz bir hastalıktan iyileştirir ruhumuzu. Ama insanların çoğunluğu azarlandıkları zaman, o paylamaların bir temele dayanıp dayanmadığını öğrenmeye çalışmaz. Suçlamalara suçlamayla karşılık verir. Kendilerine saldıranı başka bir kusuru olmakla suçlar. Bu şekilde, tozlar içinde kapışan güreşçilerin oyununu taklit ederler:

Düşmanlarının ayıpladığı küçük kusurlardan kendi kendilerine arınmak yerine, birbirlerini karşılıklı suçlayıp dururlar. Öyle ki, sonunda sırayla ikisinin de öldüğü bir kavgada, alabildiğine karalanırlar. Böyle durumlarda, giysilerimizde bize gösterilen bir lekeyi çıkarırken göstereceğimiz özenden daha büyük bir özenle, başımıza kakılan aksaklığı düzeltmek daha akıllıca olmaz mı? Eğer bizde hiç mi hiç bulunmayan kusurlar bize atfediliyorsa, bu kara çalmanın nedenini aramalı; bizde bulunduğu ileri sürülen hatanın benzeri ya da tıpatıp aynısı bir hatayı, denetim ve kavrayış sayesinde, farkında olmadan işlememeye çalışmalıyız.


Bir temele dayanmasa da yakınmaları küçük görmemeli

Bir düşmandan bedava dersler almak ve gözümüzden kaçan şeyin bir parçacığını öğrenmek için bundan yararlanmamızı ne engelliyor? Pek çok açıdan düşmanın açık görüşlülüğü dostunkinden daha fazladır. Sevdiğinin yanında aşkın gözü kördür; kine gelince, dilin ölçüsüzlüğünü dedikodunun tadıyla birleştirir. Sonuçta, eğer arkandan dedikodu yapılıyorsa, söylenenler asılsız da olsa, küçük görme ya da aldırmazlık etme. Tam tersine, kendi sözlerinde, davranışında, en severek yaptığın işlerde, görüştüğün kişilerde iftiraya yol açmış olabilecek şeyleri ara, sonra da bunlardan sakin ve uzak dur.

Şakalara ve çekiştirmelere hoşgörüyle katlanmalı insan! Bu sabır, dile hakim olmanın en etkili yöntemidir.

İnsan alıştırmalar ve titiz bir çalışma ile, sözgelimi tutku gibi en tiksindirici duyguların üstesinden gelemediyse, aklın denetimi ve gücü altında dilini tutmayı beceremez. Kuşkusuz düşmanın hakaretleri karşısında soylu olandır sessiz direnme gücü. Suskunluğun verecek hesabı yoktur. Hipokrat'ın dediği gibi, herhangi bir bozulmaya yol açmaz.
"Ne alaycı sözlerle karşılaşır insan, yaşarken,
Tıpkı bir denizci gibi, kör kayaların açıklarından geçen."


Bir düşmana gösterilen bağışlayıcılık ahlaksal yüceliğe hazırlıktır

İnsan düşmanına karşı övgü ya da saygı konusunda cimri olmamalı. Değer bilen insanların daha çok değeri bilinir. Öyle bir insana, bir başka zaman yöneltilen eleştiri daha inandırıcı olur. Çünkü o kişiye duyulan nefretten değil de o kişinin tutumunun beğenilmeyişi sonucu oluşmuştur eleştiri.

Düşmanımızı övme, onların başarısını görünce hınç ve acı duymaktan kendimizi koruma alışkanlığı kazanırken, dostlarımızın mutluluğunun ve tanıdıklarımızın başarısının bizde çok sık uyandırdığı o kıskançlık duygusundan da çok uzaklaşırız.

Aslında, çeşit çeşit ve üstelik kötü pek çok olumsuzluk, alışkanlık haline gelince, bizi engellediğinin farkına varınca dahi kolayca silinip yok edilemezler. Aynı şekilde düşmanlık da, kinle elbirliği yaparak içimize bir kıskançlık duygusu sokar; gölgede bırakılma duygusu taşımayı, başkalarının üzüntüsünden sevinç duymayı, hınç beslemeyi bırakır geçtiği yolda.

Görünürde değerli bahanelerle ruha yerleşen ve sonunda ahlaksal kusurlara dönüşen sahte sevinçlerden kuşku duyulmalıdır. Demek ki insan en güzel görünüşlere aldırmamalı: Sözgelimi, bir muhbirin övgüleri, sevimlilik kisvesi altında ortaya çıkmayı bekleyen kötü yüreklilikten başka bir şey değildir. Bu övgülerde, bakışlardan sıyrılıp bir gülün yaprakları arasına sığınan pislik böceğinin sinsiliği vardır. Bundan başka, bir düşmanın karşısında suç ya da haksızlık gibi görünmeyen kötü yüreklilik, sinsilik, entrikacılık gibi özellikler, ruhumuza işlediği zaman orada kalırlar, onlardan kurtulmayı beceremeyiz. Alışkanlık yüzünden, düşmanlarımızın karşısında o özelliklerden kendimizi korumayı bildiğimiz için, dostlarımıza karşı bile kullanırız onları. İnsan düşmanlarına karşı bile adil olmaya alışınca, yakınlarına ve dostlarına karşı asla adaletsizlik ve kötü niyet suçu işlemeyeceğinden emindir.

İnsanın düşmanının yeteneğine saygı göstermesi kendi yeteneğine saygı göstermesi demektir.

Dostlarının üstünlüğüne kıskanç bir gözle bakmamaya çalışmak demektir. İnsan düşmanlarına karşı bağışlayıcı olmalıdır ki sevdiklerine karşı daha kolay ve daha bağışlayıcı davransın. Kısacası düşmanlar kötülüklerden kurtulmanın bir yolu, iyilik yapmak için alınacak bir örnektir.

Avukatlıkta, kamu görevlerinde, devlet işlerinin yönetiminde, ya da dostların ve nüfuzlu kişilerin yanında, düşmanının kendisinden önde olduğuna inanan kimse, olumlu bir rekabete girişmek yerine hınca ve tam bir yılgınlığa kaptırır kendini: Sonunda da kıskanç insanın kısır aylaklığına gömülüp gider! Tam tersine, nefret duyulan bir düşman konusunda gerçekleri görmekten kaçınmak yerine onun yaş****** alışkanlıklarını, sözlerini, eylemlerini hakkaniyetli bir incelemeden geçiren kişi, hemen hemen her zaman görecektir ki, rakibi, kendisinde kıskançlık uyandıran üstünlüğünü, çabukluğuna, ileri görüşlülüğüne, sağduyulu tutumuna borçludur.

Düşmanların kötü yönü erdemlerimizi daha değerli kılar

Madem ki düşmanlarımız kendi taşkınlıklarıyla bizi kötülüğün iğrençliğine fazlasıyla maruz bırakıyorlar, ne onların hatalarının bize verdiği zevki ne de başarılarının bizde uyandırdığı hırçın üzüntüyü boşa harcayalım; sapkınlıklardan kaçınarak onlardan daha iyi olmak için ve kötü yanlarına öykünmeden başarılarına yetişmek için bu ikili örnekten yola çıkalım.
===
(1) Düşman, Farsça bir kelime. Düşt (kötü, içi kara, uğursuz) ile man -a’nin üzerinde inceltme işareti var- (gönül, yürek) dan düştman-duşman/düşman şeklinde türemiştir. Türkçe’de yağu, yavi, yavu, yagu sözcükleri düşman karşılığıdır. fr.ennemi, lat. Inimicus, ar. adu’ hasm, alm.feind

Bu yazı Cogito'nun Yalan adlı 16. sayısındaki "Bati Klasiği"den esinlenerek yazılmıştır.
  Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to For This Useful Post:
ALFONZO (02-17-2007), Beykağan (03-10-2007), Idil (02-21-2007), RUMELİ (05-07-2007)
Eski 02-17-2007, 00:32   #2
Üstad
 
Mesajlar: 2.790
Teşekkür Etme: 4.239
1.780 Mesajina 4.738 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 30847635
ALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un ÇılgınıALFONZO Baktabul'un Çılgını
ALFONZO - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı


Gerçekten faydalı olabilecek bilgiler bunlar....teşekkürler...
ALFONZO Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
Eski 03-10-2007, 13:41   #3
Süper Üye
 
Mesajlar: 394
Teşekkür Etme: 306
183 Mesajina 261 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 98
Beykağan Buraların yabancısı
Tanımlı


emeğine sağlık gülcan paylaşım için saol
Beykağan Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-10-2007, 13:43   #4
Süper Üye
 
Mesajlar: 394
Teşekkür Etme: 306
183 Mesajina 261 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 98
Beykağan Buraların yabancısı
weeping


paylaşım için saol gülcan emeğine sağlık arkadaşım

Konu Beykağan tarafından (03-10-2007 Saat 13:52 ) de değistirilmistir.. Sebep: ilk mesajın gitmediğini sandım kusuruma bakma gülcan
Beykağan Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
İnsan 90'ında nasıl hisseder? Mr. NuteLLa Off Topic 0 10-23-2008 13:57
Laptop Nasıl Kullanılır Ve De Ne İşe Yarar? öcCcü-böcCcü Komik Resimler 0 07-12-2008 22:27
HLTV nedir ? Ne işe yarar ? Nasıl kullanılır ? ViperMoon Counter Strike Online 0 06-26-2008 17:04
Kalan Sağlar Senin Olsun-Emre Aydın(Kalan Sağlar Senin Olsun Şarkı Sözü) cindy Türkçe Şarkı Sözleri 0 04-26-2008 23:05
Güvenlik duvarı nedir, ne işe yarar, nasıl kullanılır? r0ck.dLL Bilgisayar Güvenliği. 0 10-26-2006 20:42


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:48 .


Telif Hakları vBulletin v3.8.4 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361