Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler
 
Özel Arama

Geri Dön   Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe - Sosyoloji

Felsefe - Sosyoloji Felsefe,Sosyoloji

 
 

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 10-26-2006, 21:57   #1
Baktabul Bot
 
Mesajlar: 6.149
Teşekkür Etme: 0
412 Mesajina 2.578 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 9902139
Baktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un Çılgını
new İnsana Tapma


İnsana Tapma İNSANA TAPMA


Nasıl ki, dini, ahlakın tekelinde zannetmek; ahlakı insana karşı bir hale getirmişse; benzer şekilde, lisanların en yüce bazı ahlaki kavramlarını sadece dine ait zannetmek; bu kavramları, bu dünyanın dışına itip, insanın erişiminden çıkarmıştır. "Vecd," genellikle, tabiat-üstünün tefekkür edilmesiyle çağrılan bir duygusal durum olarak kabul edilir. "Tapma" insandan daha yüksek birşeye sadakat ve adanmışlık içinde bulunmakla yaşanan duygusal deneydir. "Huşu" dizler üştünde yaşanacak olan ve kutsal bir saygının doğurduğu duygudur. "Kutsal" insanla ve bu dünyayla ilgili her husustan daha yüksek olan ve hiçbir husus tarafından dokunulmaz olan şeydir. Vs.

Fakat, bu kavramlar, -tabiat-üstü hiçbir boyut olmasa da- fiilen varolan duyguları, insanların fiilen hissettikleri bir şeyleri isimlendirmektedir. Hem, bu duygular, bireyde; değil dini tanımlarca emredilen kendini-hakir görme halini yaratmak; tam tersine, yücelmiş ve asilleşmiş bir ruh halini yaratmaktadır. O halde, bu duyguların realitedeki kaynağı veya karşılığı nedir? Bu kaynak, insanın ahlaki bir ideale olan adanmışlığından doğan duygusal alanın bütünüdür. Ne var ki, dinlerce sunulan ve insanı küçük gördürten bazı alanları saymazsak; bu duygusal alan, tanımsız, kavramsız, kelimesiz, varlığı-kabul-edilmez kalmıştır.

İnsan duygularının bu en yüksek seviyesi, mistisizmin kasvetinden kurtarılıp, doğru nesnesine, insana yöneltilmelidir.

İnsana-tapma da bu anlamda anlaşılmalıdır.

İnsana-tapma duygusu, çok az sayıda insanın sürekli olarak yaşadığı bir duygudur; bu duyguyu, bazı insanlar, arada bir parlayan ve hiçbir sonuç bırakmadan sönen münferit bir kıvılcım halinde yaşar; bazı insanlar ise, burada neden bahsedildiğini bile anlayamazlar; başka bazıları neden bahsedildiğini anlayıp, bütün hayatlarını gaddar bir kıvılcım-söndürücü olarak geçirirler.

"İnsana-tapma" kavramını; güya, ahlakı, dinden kurtararak aklın alanına getirmek amacıyla yapılmış olan; fakat, dinin, en derin, en kötü irrasyonelliklerini aynen muhafaza edip, onlara dünyevi bir anlam kazandırmaktan başka hiçbir şey yapmamış olan birçok teşebbüsle karıştırmamak gerekir. Mesela, modern kollektivizmin bütün çeşitleri (komünizm, faşizm, Nazizm, vs.), dinsel-altrüist ahlakı aynen muhafaza edip, insanın kendini kurban etmesinden faydalanacak unsurun, Tanrı yerine "toplum" olmasını ister. Öte yandan; bir yandan, insanı, bireyi yücelttiklerini, ona taptıklarını iddia ederken, öte yandan Kimlik Kanunu'nu reddederek, belirsiz bir seyelan olarak kabul ettikleri realitenin, mucizelerle yönetilip, kaprislerle -Tanrı'nın değil, "toplumun" kaprisleriyle- şekillendirildiğini iddia eden çeşitli modern felsefe ekolleri vardır. Bu neo-mistiklerin, insana taptıklarını söylemek mümkün değildir; bunlar, alenen mistik olan seleflerince insana duyulan derin nefreti aynen paylaşıp, bu nefretin dayanağını dünyevileştirmekten başka bir şey yapmamışlardır.

Aynı nefretin daha kaba bir çeşidi, somutla-sınırlı "istatistiki" zihniyetlerce sergilenir; bunlar, -insan iradesinin anlamını kavramaktan aciz olduklarından- insanın bir tapınma nesnesi olamayacağını, çünkü buna layık hiçbir insan türüne henüz raslamadıklarını beyan ederler.

Buradaki anlamında insana tapanlar: insanın en yüksek potansiyelini görüp, onu kendilerinde aktüelize etmeğe çabalayanlardır. İnsandan nefret edenler ise; insanı, zavallı, ebedi-günahkar, aşağılık bir yaratık olarak görenler ve insanın böyle olmadığını hiç keşfetmemesi için uğraşanlardır. Bu insanların kimler olduğunu anlamak için; burada, şunu hatırlamak önemlidir: herhangi bir insanın, insan konusunda sahip olabileceği doğrudan, içebakışsal yegane bilgi, o insanın kendisiyle ilgili olan bilgidir.
Daha spesifik olarak söylenecek olursa, bu iki kamp arasındaki asli ayrım şöyle ifade edilebilir:

1) insanın kendine-saygı-ve-güven erdemine sahip olmasından vecde gelen ve insanın yeryüzündeki mutluluğunun kutsallığına adanmış insanlar ile; 2) bu iki şeyden hiçbirinin mümkün olmaması için kararlı olanlar. İnsanlığın çoğu, hayatlarını ve ruhsal enerjilerini bu iki uç arasında harcar.

İnsanın bir tapınma nesnesi olduğu görüşü, insanlık tarihinde nadiren ifade edilmiştir. Bugün, bu görüş, adeta tamamen yok olmuştur. Oysa, insanlığın en iyi gençleri, -değişik derecelerdeki heyecan, özlem, tutku ve kafa karışıklığından doğan sancılarla da olsa- hayata bu görüşle başlar. Çoğu için, bu henüz bir görüş bile olmayıp; hafif bir acı ile muhaberesi gayri-mümkün bir mutluluktan oluşan, sisli, belli-belirsiz, tanımsız bir histir. Bu, muazzam beklentileri olan bir histir; insanın kendi hayatının önemli olduğu; büyük başarıların insan kapasitesi dahilinde olduğu; ileride insanı bekleyen büyük şeyler olduğu hissidir.

Hayata teslimiyetle başlamak, kendi suratına tükürüp, mevcudiyeti lanetlemekle başlamak, insanın tabiatında -hiçbir canlının tabiatında- mevcut bir hal değildir; böyle bir hale girmek, -hızı, insandan insana değişen- bir yozlaştırma süreci gerektirir. Kimi, ilk baskıda teslim olur; kimi kendini satar; kimi, enerjisini, algılayamayacağı kadar küçük derecelerde eksiltip, -ne zaman ve nasıl olduğunu hiç bilmeden- bütün ateşini yitirir. Sonra, bunların hepsi; kendilerine; olgunlaşmış olmak için zihinlerini terketmek gerektiğini; güven içinde olmak için değerlerini terk etmek gerektiğini; pratik olmak için kendine-saygı-ve-güven erdemini kaybetmek gerektiğini; telkin etmekte olan büyüklerinin teşkil ettiği engin bataklıkta kaybolur giderler. Ama, bir kaç tanesi gayreti bırakmaz ve devam eder; o ateşe ihanet etmemek gerektiğini bilir; ona, şekil, amaç ve realite kazandırmayı öğrenir. Fakat, gelecekleri ne olursa olsun; hayatlarının sabahındaki insanlar, insan tabiatı ve hayatın potansiyeli hakkında yüce bir görüş ararlar. İnsana uygun bir statünün ne olduğunu keşfedip, onu tam bir realite haline getirmeyi başaranlar, her nesilde sadece birkaç kişidir; geri kalanlar, bu statüye ihanet eder.

Ama, dünyayı harekete geçirenler, hayata anlamını kazandıranlar da, işte bu birkaç kişidir
Baktabulum.Com Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Candırlar İnsana... tuğsemmm Hayvan Resimleri 1 08-12-2009 17:27
Hayatıma Hiç Girmemiş İnsana.. cindy Ask Ve Sevgi 0 09-09-2008 17:43
İnsana Yaradıcı Denmez...! Kahramankentli Dualar, Ayetler, Hadisler 1 07-01-2008 01:49
İnsana Ne Kadar Toprak Lazım-Lev N. Tolstoy,İnsana Ne Kadar Toprak Lazım Kitap Özeti cindy Kitap Özetleri ve dergi 0 06-27-2008 00:45
İnSaNa sEsLeNiş... uAonly Off Topic 0 07-17-2007 14:24


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:49 .


Telif Hakları vBulletin v3.8.4 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361