Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler
 
Özel Arama

Geri Dön   Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe - Sosyoloji

Felsefe - Sosyoloji Felsefe,Sosyoloji

 
 

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-07-2006, 00:57   #1
Baktabul Bot
 
Mesajlar: 6.149
Teşekkür Etme: 0
412 Mesajina 2.578 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 9902139
Baktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabulum.Com Baktabul'un Çılgını
new Hİnt Felsefesİ


Kimi düşünce tarihlerine göre Hint felsefesi tarihi yazılı tarihten daha önceki tarihlere, İndus Vadisi ndeki Dravidyen Uygarlığı'na (M.Ö. 3500) kadar götürülür.Dravidyen sözcüğünün anlattığı şey pek açık olmasa da bir dil öbeğine bir öbek insana, bir uygarlığa verilen addır. Bundan sonra Aryan etkisinden söz edilir (M.Ö. 2000).

VEDALAR ÖNCESİ DÖNEM:

Kutsal Hint metinleri olan Vedalar 'daki bir takım düşüncelerin kökleri vardır. Özellikle tanrıların kökenlerinin Aryan öncesi Dravidyen kültüre dayandığı yollu düşünceler öne sürülür. Yazılı tarihten önce başlatılmakla birlikte Hint Felsefesindeki başat özellikler günümüze kadar pek değişiklik göstermemiştir. Hint felsefesi anlatırken, en temel özelliğinin kılgın bir yan taşıması olduğu vurgulanır.

En başından bu yana Hint felsefesi yaşamın temel sorunlarını çözmeyi, yaşamı daha yaşanılır kılmayı amaçlamıştır. Fiziksel, zihinsel, ruhsal acılara karşı koyup bunların nedenlerini anlamak için uğraşmıştır. Acının nedenlerini bulmak, olanaklı en iyi yaşama ulaşmak için zorunlu diye görülmüştür.

Kişinin `olduğu', `olmak istediği' ile `sahip olduğu', `sahip olmak istediği' arasındaki boşluk acıya neden olmaktadır. Kişi yoksuldur; eksikliğini duyduğu zenginliği ister. Bu onda `acı'ya neden olur. Kişi ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile ölümsüzlüğü ister; bu kaçınılmaz durumdan korkmaktadır. Bu ondaki `acı'nın kaynağıdır. Sorunun çözümü açıktır: `Olan' ile `olması istenen' bir kılınmalıdır. Bu kez şu soru gündeme gelmektedir Bu `birolma' nasıl başarılacaktır?

Bütün Hint felsefesinin insanın duyduğu bu acıyı konu edindiğini; acı çeken ben'in her zaman özne olduğunu; bu öznenin, öznenin deneyimini edindiği nesnelerden çok daha önemli olduğunu söylemek pek yanlış olmasa gerektir.

Vedalar öncesi dönemin ya da Dravidyen döneminin sonraki dönemlere yaptıkları katkılar şöyle sıralanabilir İnsanların yaşamında ormanların etkisinin vurgulanması; en somut biçimiyle tanrısalın tefekkürü, bununla birlikte tapınak tapımı; evren dizgesinde hayvanlarla bitkilerin daha yüksek bir yere çıkarılması; tanrısalın dişi yanının ululanması; Tanrı' nın yaratıcılığının vurgulanması.

VEDALAR DÖNEMİ

Vedalar Hint felsefesinin ilk izlerinin bulunduğu kutsal metinlerdir. Dört tanedirler Rig Veda; Yajur Veda ; Sama Veda; Atharva Veda. Her Veda (veda Sanskritçe `kutsal bilgi' demeye gelir) dört bölümden oluşur:

I -Samhitalar -bu bölümde çeşitli tanrılar için yazılmış ilahiler vardır;

II-Brahmanalar -bu bölümde kurbanlar ile kurbanların değerleri hakkında yazılan parçalar vardır;

III-Aranyakalar -bu bölümde simgeler ile meditasyon yöntemlerini saptayan "orman andlaşmaları" vardır;

IV-Upanişadlar -bu bölümde bilgi aracıliğıyla kurtuluşa ermeden (mok.ra) söz edilir;

Vedalar' da felsefe adına en fazla şey bulunan bölümler Upanişadlar'dır.

Vedalar'daki felsefe ile din dizgesinde, Hint felsefesinin iki dayanağı söz konusu edilir Atman ile Brahman. Atman, Hint dininde, canlıdaki, özellikle de insandaki ruh ya da "ben"dir Brahman'ın benliğidir. Brahman'sa "cinsiyetsiz" demeye gelir. Sonul gerçekliği dile getirmek için kullanılır. Evrenin temeli ya da varolan her şeyin kaynağı demektir. Bunlar, Upanişadlar'ı anlamak için bilinmesi zorunlu olan iki kavramdır.

Atman tek bir varlıktır ama biçimi yoktur biçimi olmadığı için de sınırı yoktur sınırı olmadığı için de her yerdedir her yerde varolan, ebedi olan Tanrı' dır. Simgesi kutsal OM hecesi olan Atman Brahman'dır. Atman, Brahman'la aynı varlık olduğunu anladığında ölümsüzlüğün sırrına erer. Böylelikle de Tanrı'ya ulaşır. Bu bağlamda iki kavram birbiri yerine kullanılır.

Kişi, kötülüklerden arınamadığı, duygularını denetleyemediği, zihnini huzura kavuşturamadığı, tefekkürle düşüncenin derinliklerine dalamadığı sürece Atman'a erişemez. Atman'a ulaşmak için yalnızca öğrenim yetmez.

DESTANLAR DÖNEMİ

Vedalar'daki bilgelik gizli, kıskançlıkla korunan bir geleneğin parçasıydı. Dolayısıyla bu metinlere pek çok insan ulaşamıyor, ulaşanlar da genellikle bir şey anlamıyorlardı. Bu açlığı gidermek, kutsal geleneğin düşüncelerini aktarmak için öykülerden, şiirlerden oluşan yeni bir gelenek yaratıldı. Bu öykülerle şiirlerin toplandığı iki derleme özellikle önemlidir: Mahabharata ile Ramayana.

Mahabharata'da Hint ülkesinin ele geçirilmesi anlatılır. Bu yapılırken de her yönüyle bir yaşam kılavuzu; dine, felsefeye, topluma, siyasete hatta hekimlige dair bir kılavuz verilir. Bu destanın özellikle Babavagad Gita (Kutlu Ezgi) adli bölümü önemlidir. Gita, insan ile evrenin yapısım açıklar. Ramayanddaysa Sita ile Rama'nın kişiliğinde kadın olmakla erkek olmaklığının örneği sunulur.

Bu dönemde bir de sastralar vardır. Bunlar sutraları açıklamak için yazılmış kitaplardır. Hint felsefesinde temel olarak yaşamın dört amacı olduğu savunulur. Bunların üçü birer rartrada anlatılmıştır.

Yaşamın ilk amacı arthadır. Bu sözcük `şey', `nesne' demeye gelir. Sevi, sanat yapıdan, çiçekler, mücevherler, güzel giysiler gibi dokunulur, sahip olunabilir, hoşa gider, yitirilir tüm nesneler böyledir. İnsanın gündelik yaşamında bir evi çekip çevirmesi, bir aile meydana getirmesi, dinsel ödevleri yerine getirmesi gibi şeyler için gerekli olanları dile getirir. Kısacası insanın elde etmek için peşinden koştuğu nesneler; bu nesneleri elde etme yollan; peşinden koşulan bu nesneler için olduğu varsayılan gerekler, istekler demeye gelir. İktisat, siyaset, teknik bu amaca hizmet ederler. Bütün bunların anlatıldığı kitap Arthaıartra'dır.

Yaşamın dört amacından ikincisi kamadır. Sözcük Sanskritçe'de `zevk', `aşk' demeye gelir. Hint söylenbiliminde Kama, Cupid'in tamamlayıcı parçasıdır; aşk tanrısıdır. Yeniden bedenlerıiş isteğine karşılik gelen Kama öğretisinin anlatddı- ğı kitapsa Kamarartra'dır (Kaıııarutra diye de bilinir).

Yaşamın üçüncü amacı dharnıadır. Dharma `evrenin yasası'dır; karşıtıysa `kaos'tur (adharma). Adharma acıya neden olur; bu aanın sebebiyse istemedir. Buna karşılık dharma dinsel, ahlâksal ödevler bütünüdür. Ahlâksal eylemin yasasıdır. Bu öğretinin anlatıldığı kitap Dharmasutra'dır.

Trivaga (üçlü öbek) denen dharma, kama, artha dünya nimetlerini imler.

Yaşamın dördüncü amacı ise moksa dır (apavaıga, niıvrtti, nivrtti de denir). Moksa Sanskritçe "kurtuluşa erme" demeye gelir; sonul amaç, sonul iyidir. İlk üçünün hem üzerinde hem karşısındadır. Hint dininde insanın dinsel çabayla varmak istediği ruh durumunu; gerçeğin asıl doğasına bakışla ulaşılan durumu anlatır. Bu durumda kişi her türlü istekten kurtulur.

SUTRALAR DÖNEMİ:


Destanlar Dönemi'nin sonlarına doğru gerek dünyanın gerek insanın felsefece yapılmış dizgeli açıklamalarına rastlanır. Bu dizgeler bütünüyle felsefece olan çabalardır. Bu dönemdeki felsefe okullarının bir kısmı Vedalar'ın yetkesi ile yanılmazlığını kabul eden ortodoks (artika) okullar, bir kısmı da bunu kabul etmeyen ortodoks olmayan (nartika) okullardır. Nyaya, Vaisesika, Sarnkhya, Yoga, Mimamsa, Vedanta okulları felsefece çözümlemelerini Vedalar'a dayanarak yapan ortodoks okullardır Nyaya Okulu temel olarak bilmenin araçlarını mantıksal çözümlemesiyle, Vaishesika Okulu da bilinen şeylerin türlerini çözümlemekle ilgilidir; Samkhya Okulu kişinin dış dünyayla ilişkisini araştırır Yoga Okulu ben'in yapısıyla, bir de Saf Ben'e nasıl ulaşılacağıyla ilgilidir; Mimamsa Okulu bilginin öznel geçerliliğinin ölçütlerini soruşturur; Vedanta Okulu ise Vedalar'ın sonuç bölümleri olan Upanişadlar'a dayanarak gerçeklik ile bilginin ussal çözümlemesini verir.

Buddhacıliğın, Caynacılığın, ayrıca Carvaka Okulu'nun sutraları, ortodoks olmayan (nastika) sııtralardır. Çünkü bunlar Vedalar'ın ne yanılmaz olduklarını kabul ederler ne de Vedalar'ı yetke olarak kabul ederler. Bunlardan Carvaka Okulu bütünüyle maddeci olan, ruhsallığa izin vermeyen bir Felsefe okuludur.

BÜYÜK YORUMCULAR DÖNEMİ:

Yukarıda anılan Felsefe okullarının ele aldığı sutralara yorumlar yazan bir felsefeciler kuşağı oluşur. Guadapada (M.S. VI. yüzyıl), Sankara (M.S. VIII. yüzyıl), Baskara (M.S. IX. yüzyıl), Yamuna (M.S. X. yüzyıl), Ramanuja (M.S. XI. yüzyıl), Nimbarka (M.S. XII. yüzyıl), Madhva (M.S. XIII. yüzyıl), Vallabha (M.S. XV. yüzyıl) bunların en önemlilerindendir.

Rönesans Dönemi Dış etkiler, özellikle de Batı etkisi sonucu Hint felsefecileri kendi felsefe geleneklerini sorgular olurlar.



Kaynak:
Felsefe Sözlüğü- Bilim ve Sanat Yayınları
__________________
Baktabulum.Com Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 01-29-2007, 21:29   #2
Üye
 
Mesajlar: 121
Teşekkür Etme: 126
71 Mesajina 172 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 4564534
CeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un ÇılgınıCeLebRindaL Baktabul'un Çılgını
CeLebRindaL - MSN üzerinden Mesaj gönder
:okur:


HİNT FELSEFESİ

Hintliler’de eski bir din olan “Brahma” dinin içerik ve kuralları “Veda” denilen kutsal kitaplarda toplanmıştır. Vedalar,farklı dönemlerde yazılan çeşitli eserlerin oluşturduğu bir ansiklopedi türüdür. Bu kitabın eski bölümleri, bazı ilahi ve beyitlerden meydana gelmiştir. Son bölümleri ise bu ilahi ve beyitlerin felsefi yorum ve açıklamalarını içerir,

Ancak ilk başlangıç olarak düşünülürse “Rigveda”adı verilen en eski bölümlerinde de bazı felsefi noktaların ve felsefi düşüncelerin yer aldığı görülür.
Burada şu soru dikkat çeker:”Tanrılar ve insanlar henüz yokken bu evrende acaba ne vardı?
Bu soruyu kapsayan beyiti yazan kişi, Tanrıların varlığından asla kuşkulanmaz,ama Tanrıların evrenin bir parçası olduğunu kabullenir ve onları evrenin yapısına dahil eder
Tanrılarında içinde yer aldığı bu evrenin elbette bir başlangıcı olacaktı?Ve ilk sebep nedir? Bu sorunun yanıtı Rigveda’da net olmamak üzere şöyledir: “Evren,var olmazdan önce ne var olan ve ne de yok olan .yani varlık ile yokluk arasında bir şeyin bulunması gerekir .Bu,ne var ne de yok olan şeyin yaratıcı bir güç olması gerekir.” beyitin sonunda şu ifade yer alır: ”Herhalde evrenin ne olduğunu bilen bir kimse vardır. Yoksa bunu bilen biri yok mu?...”
Bu ifadeler,felsefenin ilk tohumları olarak düşünülebilir. Çünkü Mısır Mezopotamya ve Yunan ile gelişen felsefenin temellerini Hintliler de görmek mümkündür. Bu sorular ile insanoğlu,evrenin başlangıcı ve ilk sebep üzerine düşünmeye başlamıştır ve her zaman bir şekilde cevap aramıştır. Ve böyle düşünmeye başlayan insan için din yetersiz kalmıştır. Bu tür sorulara dinin içerikleri bir cevap verememiştir .Tanrı –Evren-Ruh...gibi konular,insanlığın cevap aradığı kafa yorduğu, bilmek istediği temel konulardır. Ancak bunlara cevap bulmakta yetersiz kalınmıştır ve bu kavramlar antinomi olarak bilinemeyen bir şekilde devam etmiştir dinin kuraları yetersiz kalınca, insan bunları eleştirmek,bunların dışına çıkmak ihtiyacı duyar .Bu anlayış;felsefi bir amaç ve nitelik taşır, ilk kez Vedalarda yer alır
Felsefi düşünce her yerde dinin inanç ve mitlerinden,Vedalarda olduğu şekilde, ayrılmaya başlar
Felsefi düşünce insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inanç ve niteliklerden, veda’larda olduğu şekilde,ayrılmaya başlar.
Felsefi düşünce ;insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inançlara karşı bir reaksiyon göstermiş ve inancın dışına çıkma gereksinimi duymuşsa, o anda orada, saf ve gerçek anlamda başlamış olur.
Hint çok dikkat çekicidir .Ancak bu felsefe sistemi, hiçbir zaman kendisini tam anlamıyla dinden soyutlamamış ve bağımsız olamamıştır .Bundan dolayı o bir rahip felsefesi olarak kalmıştır.
Hintlilerde ilk tohumları bulunan felsefe, Mezopotamya ve özelliklede Yunan da canlanmış,asıl gerçekliğine ve aktif amacına,kendini dinden bağımsız kılan Yunan döneminde ulaşmıştır. Bu anlamda düşünülürse Yunan felsefesi, bir mucize değildir, ancak felsefenin en parlak ve en aktif düzeye ulaştığı dönemdir.
Hint felsefesi,çok fazla gelişemediği için bu felsefede ki düşünürler ve felsefenin ilgilendiği konularda sınırlı sayıdadır. Hint felsefesini dile getiren ilk filozoflar ”Nesil Filozofları”dır. Bu filozoflar 5. grupta incelenir. Ve grup adına göre isimlendirilir:

*1.Nesil Filozofları

*2.Nesil Filozofları

*3.Nesil Filozofları

*4.Nesil Filozofları

*5.Nesil Filozofları


1. Nesil Filozofları


Nefes ve rüzgara önem verirler. Tabiattaki olaylarla ilgili olarak 5li sınıflamalar yapmışlardır. Bunlar;

· Okyanusta başlayıp okyanusta biten bir hareketlilik.

· Hayvanlar arasında bir sınıflamadır.

· İnsan, sağlıklı bir vücut olarak sınıflandırılıyor. Bunlar ise dokunma, düşünme, görme, işitme, nefes alma şeklindedir
Genel olarak toplamak gerekirse, nefes ve rüzgarda kastedilen havadır. Her şey okyanusta başlar ve okyanusta biter. Hintlilerin bu okyanus fikri, Homeros ‘u etkilemiş olabilir. Çünkü Homeros’ta okyanus ve deniz fikrini konu etmiştir Ona göre okyanus ve denizin birlikteliğinden güneş ve yıldızlar oluşmuştur. Daha sonraları da Hintlilerden Thales etkilenmiş olabilir. Hint görüşü (okyanus,su fikri) Thales’e geçmiş olabilir. 1.nesil filozofları nefes ve rüzgar anlayışı ile İlkçağdaki Milet Mektebi filozoflarından “Her şeyin aslının hava olduğunu” düşünen Anaximenes’e benzerlik gösterirler. Nefes ve rüzgar da havayı kasteder.
2. Nesil Filozofları
Bu filozoflar, evrenin büyük bir devden ibaret olduğunu söylerler. Güneşi büyük ve en üstün varlık olarak kabul etmişlerdir. Bunlar güneşi büyük bir keçinin boynuzlarında seyahat ediyor diye düşünmüşlerdi
CeLebRindaL Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Varlik Felsefesİ ..... yaremce Felsefe - Sosyoloji 3 10-05-2007 08:18


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:35 .


Telif Hakları vBulletin v3.8.4 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361