Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler
 
Özel Arama

Geri Dön   Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe - Sosyoloji

Felsefe - Sosyoloji Felsefe,Sosyoloji

 
 

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 02-09-2007, 18:06   #1
Alkol tür ayırt etmez :)
 
Mesajlar: 1.078
Teşekkür Etme: 5.971
1.067 Mesajina 6.880 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 8
Tecrübe Puanı: 107374347
Leon isimli üye tecrübe puanını kapatmıstır.
Tanımlı Felsefe Sözcüğünün Anlamı, Doğuşu Ve Ortaçağda Felsefe


Felsefe Sözcüğünün Anlamı


Felsefe sözcüğü ilk kez Antik Ege'de Samos'lu matematikçi düşünür, Pythagoras (Pisagor İ.Ö. 6.yy) tarafından kullanılmıştır. Pythagoras; dost ve bilgi anlamlarındaki filos ve sofia sözcüklerini yan yana getirerek kendisini ifade etmiştir. Çünkü ona göre eksiksiz bilgelik (sofia-sophia) ancak tanrılara yakışır. İnsan ise sofia'nın yalnızca dostu olabilir. Yani felsefe bilginin dostu anlamı taşımaktadır.
İ.Ö. 4. yüzyılda Atina'lı düşünür Platon bilgiyi doxa ve sofia olarak ikiye ayırdıktan sonra; bu bilgilerin ardına düşen farklı iki anlayışta insan tanımı yapar. Bu dünyanın aldatıcı bilgileri peşinde koşan filodox ve gerçek bilgiyi arayan filozof...

Platon'un bu tanımı yaygın kabul görür. Ortaçağa, öğrencisi Aristoteles ile birlikte damgasını vuran Platon'un görüşleri; İslam kültüründe de en az batıdaki kadar etkilidir. Hatta Platon o kadar kabul görür ki; adı Eflatun'a bile çıkar. Sufi, sofu ve feylesof sözcükleri Filosofia sözcüğüne karşılık gelmektedir.
Bu sözcükler, İslamiyet'in kabulünden sonra Türkçe'ye de girerek günümüzde kullandığımız biçimi almıştır. Platon'un adı dilimizde çoğu zaman Eflatun olarak kullanılır.
Felsefenin Doğuşu

İnsan, bugünkü biyolojik yapısına, ellibin yıl önce, iki milyon yıl süren bir evrim sürecinin sonucunda ulaşmıştır. O günden bu yana yaşamış olduğumuz süreç toplumsal değişim sürecidir. Bunun ilk bölümünde önemli bir değişim de yoktur. Bugüne gelindikçe değişim giderek hızlanır. Günümüzde ise toplumsal değişim baş döndürücü bir hal almıştır.
İnsan, ilk dönemde tıpkı diğer hayvanlar gibi, doğada hazır bulduklarını toplayarak ya da avlanarak yaşamını sürdürür. Ama insan, hayvanlardan farklı olarak, bunu yaparken alet yapar ve yaptığı aletleri kullanır. Bu özelliği sayesinde doğaya her gün biraz daha fazla egemen olurken; kendisini de her defasında yeniden yaratmıştır.
İlkel Kominal dönemde yaptığı aletlerle doğayı hızla tüketen insan, her defasında yeni bir doğal bölgeye göç ederek yaşamını sürdürmeye çalışmıştır. Ancak bu süreç zaman içinde doğanın yeniden üretilmesi ile sonuçlanmıştır. İnsan, artık, doğayı doğrudan tüketmenin yanı sıra, doğayı sayısal olarak üreterek yeni bir yaşam biçimi oluşturmuştur. Doğanın sayısal olarak üretilmesi iki farklı alanda uzmanlaşmış farklı iki toplum yaratmıştır. Bu toplumlardan ilki, bitki tarımı yapan ve bu nedenle de toprağa bağlı yaşayan köyler, yani uygar toplumlardır. İkincisi, hayvanları evcilleştirip üreterek yaşamını sürdüren, topraktan belli ölçüde bağımsız göçer barbar toplumlardır.
İlkel Kominal dönemde toplumların üretim ve tüketim etkinlikleri ve bunun sonucu oluşturdukları kültür de birbirine çok benzemektedir. Oysa doğanın sayısal olarak üretilmesindeki iki farklı etkinlik birbirine benzemeyen iki ayrı toplum biçimi yaratmıştır.
Toplumlar arasındaki; doğal kaynakların, toprakların veya ürünlerin paylaşılması konusunda çıkan anlaşmazlıkların güç kullanılarak çözümlenmesinde; barbarlar genellikle uygarlardan daha kazançlı çıkmışlardır. Bu nedenledir ki barbar sözcüğü kaba kuvvetle eş anlamda kullanılagelmiştir.
İki farklı kültür, günümüzden 5000 yıl önce, Mezopotamya'da ortak bir üretim süreci oluşturmuşlardır. Hayvan gücü kullanılarak yapılan tarım, başka bir deyişle karasaban devrimi, insanın tükettiğinden fazla üretmesine neden olmuştur. Bu durum toplumun yeniden organizasyonu ile sonuçlanmış ve devlet kurumu doğmuştur.
Devletle birlikte toplumsal düzeni sağlayan yaygın yaptırım güçleri; gelenek, örf, adet ve töre, yerini, devletin koyduğu daha net ve kesin yaptırım gücü olan hukuka bırakmıştır. Hukuk; devletin toplumsal düzeni belirleyerek denetlediği, yazılı kurallar sistemidir. Yani artık insan yazmaktadır. İnsanın ilk yazılarında yalnızca yasalar değil aynı zamanda mitolojik öyküleri de vardır. Bu dönemin yazılarının en genel özelliği imzasız yani anonim olmalarıdır.
Bu dönemde doğa olayları ve gök cisimleri sıkı bir gözlemle bilinebilir hale gelmiştir. Ancak bu tür bilgiler rahipler sınıfının dışına hiçbir şekilde sızdırılmamıştır.
İ.Ö. 1000 yıllarında, bu kez Ege, ulaşmış olduğu gelişmişlik düzeyi ile insanlık için yeni bir kilometre taşı oluşturmuştur. Gelişen tarımsal üretim pazarı büyütürken, yeni bir değişim aracının doğmasına neden olmuştur: para. Para, bir yandan değişimi kolaylaştırırken, diğer yandan da zenginliğin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu sayede Ege kentlerinde yeni varlıklı sınıfın doğmuştur.
Bu varlıklı sınıf, ekonomik güçlerini toplumsal yönetime ortak olma doğrultusunda kullanarak, tarihte ilk kez daha yaygın bir egemenliğin yaşanmasına, yani sınıfsal özellik de taşısa ilk demokrasinin doğmasına neden olmuştur.
Demokrasi yetişmiş insana gereksinim duyduğundan, bu dönemde bilgi değer kazanarak yaygınlaşmıştır. Bilim ruhban sınıfın tekelinden kurtulmuş ve yaygınlaşmıştır. Örgütlü olmasa da eğitim yaygınlaşarak; akıl dogmaların yerini almaya başlamıştır. Çok tanrılı dinlerin de etkisi ile dini bir hoş görü yaygınlaşmıştır.
İ.Ö. 8. yüzyıla gelindiğinde, yazı gelişerek bireyselleşmiş, hukuk ve mitlerin dışında bireysel duygular ve bilim, yazının konuları içine girmiştir. Hatta ilk kez kişisel hukuk denemeleri ve krallığın dayattığının ötesinde tarih yazılmıştır.
İ.Ö. 6. yüzyıldaysa Miletli Thales (Tales) insan aklını binlerce yıldır kurcalayan "Evren nedir?" sorusuna ilk kez dinlerin dışında bir yanıt aramıştır. İşte bu felsefenin başlangıcıdır. Bu başlangıçta:
  1. Gelişen ekonomik koşullarla zenginleşen toplum
  2. Yaygınlaşan yönetim erki yani demokrasi
  3. Dogmaların koşullanmalarını aşacak ölçüde hoşgörülü laik anlayış etkili olmuştur.
Thales'in felsefe tarihindeki önemi; evrenin nasıl oluştuğuna ait görüşleri değil, ama bu konuyu ele alış biçimidir. Çünkü o ve dönemin Anadolulu filozoflarının hareket noktaları; "hiçten bir şey olmaz" düşüncesidir. Bu, dine karşı maddeci bir yaklaşımın ifadesidir. Anadolu düşünürleri evrenin bir ilk olandan (arkhé), değişerek, oluştuğu düşüncesindedirler. Her biri ayrı arkhéler öne sürmüşlerdir. Ancak ortak yanları evrenin yaratılmamış olduğu düşüncesidir.
Ege'nin öbür tarafında, Atina'da, ise farklı bir dünya görüşü ağır ve emin adımlarla gelmektedir. Sokrates, Platon ve Aristoteles evrenin oluşumunun temelinde düşünceyi esas almaktadırlar. Her ne kadar Atina tanrıları ile araları hoş değilse de; çok daha farklı ve soyut bir tanrı fikrinin doğmasına katkıda bulunmaktaydılar. Aralarında öğrenci-öğretmen bağı olan bu üç düşünür idealizmin ilk kaleleridir.
Ege'nin iki yakasında farklı yaklaşımlar gelişerek taraftar toplarken adalı düşünürler bu iki kampa aynı mesafede uzak kalmışlar ve kuşkucu bir yaklaşımın ilk temsilcileri olmuşlardır.
Bu üç farklı -ve neredeyse uzlaşmaz görünen- yaklaşım, günümüz felsefe akımlarının da bir biçimde içinde yer aldıkları, idealizm-materyalizm-septisizm'den başkası değildir.
Ortaçağda Felsefe

Antik Ege uygarlığının ardından felsefe, yeni dünya dini Hristiyanlığın etkisi altına girmiştir. Bu dönemde felsefenin işlevi, dinin dogmalarını temellendirmek ve savunmak olmuştur. Antik Çağın iki ünlü düşünürü Platon ve Aristoteles'in düşünceleri bir yandan resmi ideolojiye dönüşürken, diğer yandan da kitapları yasaklanmıştır. Aynı ilgiyi İslam Ortaçağında da görürüz. Bu iki düşünür İslam düşüncesinde de önemlidirler.
Kölelerin eşitlik ve insanca yaşama mücadelesi ile doğan Hristiyanlık, bir süre sonra, din adamları elinde bir baskı ve zulüm aracına dönüştürülmüştür. Hristiyan hukuk sistemi olan Engizisyon artık bir işkence aleti gibidir.
14 - 15. yüzyılda yine kilise çevresinde başlayan yenilikçi hareket, bir yandan Hristiyanlığın başlangıcındaki insani özüne geri dönmeye çalışırken, diğer yandan laik bir yaşam biçimi temellendirme arayışına girer. (Reform-Rönesans)
İşte tam da bu noktada, tıpkı İ.Ö. 6. yüzyılda olduğu gibi, insanlığın yardımına felsefe yetişir ve 17. yüzyılda Descartes, dini felsefelerin dokunulmaz düşünürü Aristoteles'i eleştirirken, kuşkuyu, doğruyu bulmanın yöntemi haline getirir. Yeni biçimi ile septisizm, yalnızca felsefenin değil, bilimlerin de önünü açar. Aydınlanma ve onu izleyen burjuva devrimleri insanlığı 20. yüzyıla taşır.
Reform, Rönesans, aydınlanma ve Burjuva Devrimleri insanı temel alırlar. Ancak sanayi devrimi ve dünya savaşları ile savrulan insanlık; 19 ve 20. yüzyılda, bir yandan kapitalizmin eleştirisi olan sosyalist akımların, diğer yandan, yaşanan karamsarlığın yeni metafizik yaklaşımlarla aşılması olan varoluşçuluk gibi akımların doğmasına neden olur. Gelişen kapitalizm, insan düşüncesinin renklerini pragmatizm ve liberalizme, bilimse deneycilik ve olguculuk akımlarına taşır.
Ancak tüm akımlar daha önce sözünü ettiğimiz üç temel anlayışın; şurasında yada burasında ama içinde yer alırlar. Yani insan aklı, hala, antikitenin idealist, maddeci veya septik (kuşkucu) akımlarının değişik bin bir rengine bürünerek varlığını sürdürür.


Şevki YEŞİLPINAR...
Leon Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Leon For This Useful Post:
..::TUĞBA::.. (08-09-2007), GönüL (04-18-2007), Idil (02-21-2007), kaan_fast (02-10-2007)
Eski 02-13-2007, 18:11   #2
mvö_fan
Misafir
 
Mesajlar: n/a
Tanımlı


saolllll
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Felsefe - Felsefe resimleri - Felsefeciler (Resimler) NoBoDyS Felsefe - Sosyoloji 0 05-08-2009 14:36
Felsefe-Hakan Peker(Felsefe Şarkı Sözü) XxCANISIxX Türkçe Şarkı Sözleri 0 04-26-2008 12:58
Felsefe Nedir? felsefe tanımı - felsefe hakkında Mr. NuteLLa Nedir 1 01-10-2008 21:15
Felsefe Nedir? Felsefe hakkında, Felsefeciler, Felsefeler ViperMoon Felsefe - Sosyoloji 3 12-11-2007 09:30
Felsefe Nedir? Felsefe Anlamı, Felsefe Hakkında, Felsefenin Tanımı Misafir Felsefe - Sosyoloji 0 11-19-2007 13:19


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:57 .


Telif Hakları vBulletin v3.8.4 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Bilgisayar

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364